Pazartesi, Aralık 24, 2007

Öylesine...

Bir bayram da geldi geçti işte...Herkes farklı yerlerde, farklı ruh hallerinde geçirdi. Yine aynı tempo...Yine aynı biz...Uzun zamandır yazmadım, içimden gelmedi nedense, sadece yazmak değil, hiçbir şey...Oysa yazmak beni her zaman mutlu etmiştir. Ama bugün iyi hissediyorum kendimi özellikle şu an içimde nedenini bilmediğim bir sevinç var...

Birikmiş önemli şeyler var mı söyleyeceğim, pek yok aslında. Bayram tatili öncesinde yerli malı haftası düzenlemiştik. Hani bilirsiniz, yerli malı yurdun malı herkes bunu kullanmalı...İlkokul yıllarımdan hatırlarım, başımızda meyvelerden taçlar, tam bir piknik havasında geçerdi pek bir mutlu olurduk, biz çocuklar.
Biz de sınıfımızda günün anlam ve önemine uygun bilgileri verip, şiirler, şarkılar okuyup kutladık. En sonunda mini mini birlere sordum :
-Çocuklar , şu üzerimdeki kazak İspanyol markası bir kazaksa param hangi ülkenin cebine girer ? (İspanyol markası da nerden aklıma geldi acaba, birazdan aşağıda okuyacaksınız :)
-İspanyollarıııınnn...
-Peki eğer Türk malı ise ?
-Türkiye'nin
-Aferin size...
Bu diyalog üzerine bir tanesi söz alıp öyle anlamlı bir konuşma yaptı ki, takdir ettim.
Gelelim madalyonun diğer yüzüne...
O hafta sonu dışarı çıkarken nasıl hazırlandığımı düşündüm ve kendi kendime çok güldüm...
Efendim; iç giyim .... marka, üzerimdekiler favorilerimden İspanyol markası Z.marka, makyaja hiç girmeyelim onda hiç yerli malı yok. Kozmetik mağazaları beni, ben de onları pek bir severim. Öğretmen olmasaydım kesin make-up artist olurdum. İnsanları boyamak, saçları başlarıyla uğraşmak imaj yapmak en büyük zevklerimdendir ve çevremdekiler de bu konuda bana çok güvenir. Saatimi takarken düşündüm, D. markayı mı, T.H. yi mi taksam...En son çıkmadan parfüm...U.yu mu, D.yi mi, P.yi mi, A. yı mı hangisini sıksam :) Aynı gün beni bir alışveriş merkezinde, dünyaca ünlü mutfak markası E....de fondü tencerelerinin içine düşerken görmüşler :))

Ya işte böyle, yerli malı gününde ise üzerimdekilerin çoğunun tesadüf eseri yerli malı olduğunu hatırladım ve özeleştirime çok güldüm...
Bu muhabbet uzar da uzar, iyisi mi ben kaçıyorum...

İlhan İrem'in muhteşem şarkısını dinliyorum şu an :

Bu ayrılık akşamında sen sustuğuma bakma
Konuşmaya gücüm yok beni anla
Söyleyemediklerimi bak gözlerimden anla
Her zaman yanımda kal hiç bırakma
Sensiz ben yolumu bulamam
Haykırmak istiyorum
Konuşamıyorum konuşamıyorum konuşamıyorum
Konuşursam gözyaşlarım beni boğacak
Biliyorum duyuyorum görüyorum konuşamıyorum

Herkese sevgiler...

Hiç yorum yok: