Cumartesi, Mayıs 30, 2009

Makyajçantam.org


Bu , bu nedir bu..

Bu bir zarf.. İçinde ne var..

Aslında içinde ne olduğu çok önemli değil.. Önemli olan şu :

Bu zarfın içindeki, uzun zamandır peşinde olduğum bir ürün..

Ve bu ürün elime Iraz vasıtasıyla ulaştı.. Tanımayanlarınız yoktur sanıyorum ama ben yine de sitemin okuyucularıyla tanıştırmak istiyorum..

Iraz makyajçantam.org sitesinin sahibesi.. Ne yalan söyleyeyim ben artık her alışveriş öncesi ona danışmadan bir şey almaz oldum :)

Yorumlarla başlayan, maillerle pekişen arkadaşlığımız sayesinde nasıl bir güven oluştuysa arada, beni şimdiye kadar çok sevindirmiştir..

Ben onu tanımadan önce iyi makyaj yaptığımı ve ürünleri iyi tanıdığımı sanırdım. Fakat öyle değilmiş, anladım..

Her indirimden, her yenilikten haberi vardır Iraz'ın ve anında sitesinde duyurup okurlarıyla paylaşır..

Bitmek tükenmek bilmeyen sorularıma sabırla cevap verir, çoğunu da konu yapıp sitesinde uzun uzun anlatır.. Daha önce aynı konuyu yazmış başka site sahiplerini de tavsiye edecek kadar güzel yüreklidir..

Irazcım bir kez daha buradan da çookk teşekkür ederim sana :)

Siz hala daha okumadınız mı onu.. Tıklayın ve okuyun lütfen...

Bu arada, makyaj- kozmetik konularında yazan çok takdir ettiğim bir sürü blog arkadaşlarım daha var, hepsi sağ taraftaki linklerde ya da izlediklerim arasında..

Bilmediğim, duymadığım, takip edemediğim de vardır kesin, lütfen ulaşın, sizleri de ekleyeyim izlediklerime..

İyi hafta sonları..

Ceren..


Henüz daha yeni liseyi bitirmekte olan, üniversite sınavlarına hazırlanan genç bir okurum var, adı Ceren..

Geçenlerde esprili bir mail göndermiş bana. " Hiç yemek yayınladığın yok, şu sıralar bir şey yemiyor musun" demiş :)

Ceren'cim malum yaz geldi.. Salatalar başımızın tacı oldu :)) Kendimi bunlarla avutuyorum..

Ama istediğin gibi bir kek tarifi arşivimde beklemekte, en kısa zamanda burda ;)

İyi hafta sonları...

Pazartesi, Mayıs 25, 2009

Durum İtibarıyle..


Son günlerde sabahları işe giderken yolda gördüğüm muhteşem manzara.. Yeşil çimenler içinde kıpkırmızı gelincikler..

Öyle güzeller ki.. O muhteşem renk uyumu.. İnsanın içini açıyor.

Koparıp vazoya koysanız oradaki kadar güzel durmazlar..

Gelinciğe yeşil yakışır çünkü..

Bilmem siz de benim gibi, tabakta dilimlenmiş karpuz dilimlerinden ziyade, kabuğuyla yeşil- kırmızı uyumunu yansıtan karpuz dilimini mi seversiniz..

Çiçek sevmeyen kadın yoktur elbet. Ama birisi bana çiçek buketiyle geldiğinde içim cız ediyor. Hepsi dalında güzel, rahat bırakalım onları..

Hele şıklık olsun diye, acımasızca gülün kafasını koparıp, yapraklarını masaya serpenler..

Hemen burdan da şu konuya geçeyim, yine şıklık olsun diye, yemek masasına boncuklar, pullar, simler serpenler.. Bence çok gereksiz..

Ben yemek sofrasında ortada çiçek olmasını da sevmiyorum.. Mum falan olur, hem de çok güzel olur..

Zevk meselesi tabii..

İyi haftalar herkese..

Cumartesi, Mayıs 23, 2009

Bu Sabah..

Elime yeşil çayımı almışım, keyfim yerinde :) Blogları gezerken bir - iki cümle attırıveriym ortaya dedim..
Sabahın köründe kalk, aktivite peşinde koş.. Akşamın bir saati eve gir.. Kendimden bir tane kopyalasam mı..
Hafta içi yediklerine dikkat et, hafta sonu abart.. Şşştt aramızda kalsın ;)
Bunları buraya yazmazsam çatlarım.. Siteye uzun bir süre yazmayınca, hemen mailler yağıyor, iyimisin, bir sorun mu var diye :)
Canım arkadaşlarım ya.. Blog kardeşlerim, hatırnaz okuyucularım- bu laf da anneme aittir ya neyse.. :)
Dizi tekrarı izlerken aklıma geldi.. Galiba aşk-ı memnu dizisi ile ilgili yazmayan tek blogger ben kaldım :)

Blog yazmaya başlarken siyaset ve kadın erkek ilişkileri hakkında yazmama kararı vermiştim, halen de öyle ama dizinin son bölümünde fark ettiniz mi arkadaşlar.. Kadının aşk karşısındaki kararlılığını ve erkeğin korkup, kaçıp, nasıl hayal kırıklığı yaşattığını..
Çok zaman düşünmüşümdür.. Kadınlar hayata karşı daha cesur, kararlı..
Ey okuyucu, kızgın mailler gönderme bana, zira ben çok kızdım Behlül efendiye.. Ondandır yani..
Neyse, yaşanılan o şey ne kadar etiktir, değildir oraya girmeyeceğim bile ama bu diziyi izleme sebebim kütüphanede öylece okunmayı bekleyen orjinal romanıdır..

Bunu söylemezsem çatlarım.. Dizideki nerdeyse tüm hatunların ayılıp bayıldığı Behlül bence hiç yakışıklı değil..
Bihter güzel.. Ama annesi Firdevs hanım daha da güzel.. Şu yazımda da dilediğim gibi, Allahım ne olur bana da o yaşta Nebahat Çehre gibi güzel görünme şansı ver..

Aslında dizideki bence en güzel, nedense yapımcının ön plana çıkarmadığı evin kızı Nihal.. Çok duru, masum bir güzelliği var.. Aliye dizisindeki Sanem Çelik e çok benzetiyorum ben onu..
Acaba bir akrabalıkları var mı, bilenler yazsın bana :) Kardeş olsalar bu kadar benzerler..
Neyse, dizinin sonunu ben yazıyorum arkadaşlar..

Adnan Bey ile matmazel acilen evlensin.. Bu kadar yakışıyorken nasıl da göremiyorlar !!!
Bihter- Behlül devam.. Dinsizin hakkından imansız gelirmiş :)
Beşir ya.. Yazık ona, kıyamam ben.. Ne Nihal, ne Cemile, ne Katia.. Ona farklı bir ortamdan helal süt emmiş, karakterli bir kız çatsın :)
Dizideki en güzel ilişki, Peyker ve kocası.. Aman nazar değmesin onlara, zira çatlıyoruz her hafta tüm kızlar ekran başında ;)
Nihal yurt dışına gitsin, Behlülü bir an önce unutsun..
Nasıl ama.. Var mı biraz potansiyel ;)

Gerçek şu ki, nasıl Gossip Girl dizisi dışarıda trendsetter haline geldiyse, Aşkı memnu da aynen ülkemizde böyle..
İlk zamanlar ben dizi bitip de sponsorlar başlayınca kaydedip kıyafet notları alıyordum :))) Artık yapmıyorum, itiraf ediyorum..

Ben fena uzattım lafı.. Aslında bugünümden bahsedecektim.. Esse'de nasıl da kendimden geçtiğimden.. Biri bana dur desin orda, ama kızlar tam gaz ayartıyor..

Chanel parfümlerini niye sevemediğimi kafama taktım Douglas'ta.. 2 parfüm deneme sözü vermişken kendime, nasıl da bir koku bulutuyla çıktım oradan..
Sevgili Demli, sergiyi kaçırdım sandım ama yan tarafa almışlar bir bölümünü, çok güzeldi. Alice gibi küçülüp hepsine binmek istedim :)

Ne çok iş hallettim ben bugün.. Tümünü yazamayacağım buraya..

Seni bir kahve paklar şimdi.. Otur bakalım milleti izle.. Tahmin oyunu başlat hemen.. Şu adam kaç yaşında, şu kadın bence avukat, tipi öyle gösteriyo .. :)

Elimde mixed berry, kafamda bin biir düşünce.. Beynimde Edip Akbayram söylüyor, çok güzel :

Çocuklar inanın,
İnanın çocuklar, Güzel günler göreceğiz
Güneşli günler..
Motorları maviliklere süreceğiz..
Güzel günler göreceğiz güneşli günler..

Sonra telefonum çalıyor, en yakın arkadaşım arıyor. Sesini duymak iyi geliyor, cimcime gibi, full enerji. Şimdi İstanbul'da olup onla gezmek vardı :)

Şanslıyım ben aslında, bir sürü sevenim var etrafımda.. İyi ki varlar..

Cuma, Mayıs 22, 2009

Model Araba Sergisi Haberi..


Ne oluyor bana bilmiyorum son günlerde.. Aslında bana değil de hayata ne oluyor.. Ben resmen hayatın peşinde koşmaktan nefes nefese kalmış bir tip gibiyim şu an :)

Hafta içi iş- ev- yorgunluktan sızarak uyuyan
Hafta sonu da sanki bu kadar yorgunluk üzerine ondan da geri kalmayayım, şunu da halletmeliyim şeklinde- akşam yine yorgunluktan uykuya sızan bir tip :)

Bu yoğunlukta siteye ait mailimi açmadığım için çooookk pişmanım- İnsanın bin tane mail adresi olursa böyle olur işte.. Çookkk sevdiğim - tanımadan sevdiğim bir blog arkadaşımla tanışma fırsatını sanırım kaçırdımmm.. Hey sen, cevap bekliyorum hadi çabukkk :)) Bin kere özürrr..

Şu yazımda Cepa'daki Gramafon sergisiyle ilgili bilgi vermiştim size.. Hatta sergi sahibinin her pazar meteoroloji radyosunda akşam 10 civarında program yapacağını da öğrendim ama bahaneyle şimdi paylaşmış olayım sizlerle..

Şu an model araba sergisi var Cepa'da.. Ben girip yanından geçip gezmeye fırsat bulamamış bir tembelim ama Sevgili Demli Hayat blogunun zarif sahibi gezmiş, görmüş ve muhteşem fotoğraflamış.. Tıklayın ve sergi foto.larını görün..

Aslında birikmiş bir sürü lafım var, beynimde gezinip duruyorlar.. Çok yakında burdayım :)

Çarşamba, Mayıs 13, 2009

Diyet Sebze Yemeği - Namı diğer "Cive"


Diyet yemeği yaptım sınıf arkadaşlarım için..
Bu yemeği annem çok yapar yıllardır.. Hiç konusu geçmemişti şimdiye kadar ama, Antalyalı bir komşumuzdan öğrenmiş çok eskiden.. Minik bir araştırmayla aslının "cive" denilen bir yemek olduğunu öğrendim.. Ama bu biraz değişik versiyon tabii ki..
Bu bilgiyi de paylaşayım dedim sizlerle..
Yapılışı çok kolay...
Patlıcanları, sivribiberi, kabağı küp küp doğruyoruz.. Pişme sırasına göre kat kat tencereye koyuyoruz.. Üstüne bol miktarda domates ekliyoruz ki bu sulandırıyor, su ekleminize gerek yok..
Lakin pirinçli yapacaksanız yarım ya da bir çay bardağı ekleyebilirsiniz..
Sarımsak, 1 kesme şeker, tuz, çok az yağ, kapağı kapatıp hiç açmadan pişirelim..
15 dk sonra karıştıralım.. Kabak pişince pirinç ekleyelim 1 tutam.. Kuru nane ve fesleğen ekleyelim, leziz yemeğiniz hazır..

Durum İtibarıyle...


Offfff gitti yine kupa :(((((((((((((

Pazartesi, Mayıs 11, 2009

Hediyeleştik...



Kitap kahve ve çikolata etkinliği sona erdi.. Hediyelerimiz sahiplerine ulaştı. Bu güzel etkinliği de yine her yıl olduğu gibi Burçak düzenledi. Güzel paylaşımlara imza atıyoruz sayesinde çok teşekkürler bir kez de buradan Burçak..

Benim hediyem de sevgili Emel'den geldi.. Ne kadar zarif seçimler yapmış, kızımın tokasını bile düşünmüş, Mabel çikolatanın ise ben de nostalji yeri çok ayrıdır.. Çocukluğum gelir aklıma hep.. Kalpler nasıl bir ki, benim de hediye gönderdiğim arkadaşıma aldığım kitap, bana geri geldi :) Elimdekiler bitsin, kendime de alırım bir tane demiştim seçim yaparken..

Kırmızı elma sepetim de soframda baş köşede yerini aldı bile.. Kahveye zaten hiçbir zaman hayır diyemem..

Yalnız, fotoğraftaki benim muhteşem ustalığım için kusura bakmayın lütfen :) Böyle bir çekim yok değil mi ;)

Durum İtibarıyle...



Son günlerde durumum yukarıdaki resim gibidir arkadaşlar :) Bu resmi çok seviyorum her gördüğüm yerde beni gülümsetiyor..

Hafta sonu netten uzak kaldım Anneler Gününüzü kutlayamadım.. Tüm annelerin, yüreği anne sevgisi ile dolu herkesin gününü kutlarım..

Etkinlik hediyem cuma günü ben işten çıkınca gelmiş, sabahleyin kavuştum kendisine.. Akşam yayınlayacağım, sevgili arkadaşıma da teşekkür edeceğim..

Şimdilik görüşmek üzere.. :)

Pazartesi, Mayıs 04, 2009

Fırında Kremalı Patates


Biliyorum, arayı çok açtım.. Hafta sonunu fırsat bilip yoğun ama keyifli bir 3 gün geçirdim İstanbul'da. Yürümekten gezmekten öyle yorulmuşum ki, kendime ancak bugün gelebildim -ki bu da burada ne kadar hareketsiz bir yaşama sahip olduğumu gösteriyor.. :)
Kremalı bir lezzetle geri dönüş yapayım dedim..
Çok kolay yapılışı..
Malzemeler :
Kabımızın büyüklüğüne göre istediğimiz kadar patates
(halka doğranmış)
İstediğimiz baharatlar, ben pul biber kullanıyorum
Çok az zeytinyağı ve süt, tuz
1 kutu süt kreması

Halka halka doğranmış ve pul biber, tuz ilave edilmiş patateslerimizi elimizle karıştıralım.. çok az yağ ve süt ekleyip karıştırarak hepsini harmanlayalım..
Fırına dayanıklı bir kaba bunları sırt sırta dizelim.. Fırına vermeden hemen önce 1 kutu süt kremasını üzerine dökelim..
Maksimum fırın ayarında 30 dakika yeterli geliyor benim fırınımda.. Üzeri kızarınca olmuş demektir..
Afiyetler olsun..