Perşembe, Kasım 26, 2009

Hepimiz için mutlu bayramlar diliyorum.. İyi bayramlar..

Çarşamba, Kasım 25, 2009

Truff Denemesi ( Artan Kurabiyeler İle )


Bayram arifesinde, misafirlerinize ikram etmeniz için güzel bir seçenek.. Bende olay son derece maceralı ve doğaçlama gelişti..

Öncelikle mutfağa kurabiye yapmak üzere girdim. Son zamanlarda 3 blogda görmüştüm o nefis kurabiyeleri ve hepsine de deneyeceğimi söz vermiş yorumlar bırakmıştım..
Evet denedim ve hatta yaktım da :)
Malesef, her sonuç mutfakta zaferle sonuçlanmayabiliyor, bilirsiniz..

O sırada Ebruli aradı hatta, yaktım deyince "çöpe gider o bir işe yaramaz" demişti, ben de, kafamda bir plan var onlar için demiştim :)

Tabii yaktım derken yanlış anlaşılmasın, kömür gibi yanmadı ama kurudu.. Isırılmayacak kadar kuru olmuştu.. Yoksa tam yansa olmaz elbette..

Önce nette arattım, herkes artan keklerden truff yapmış ama hiçkimse de kurabiyeden truff yapmamış.. Demek kimse kurabiye kurutmamış, yakmamış, kurtarmaya çalışmamış.. Bir tek beceriksiz blogger sensin Eda, diye hayıflanırken, en sonunda kendimce bir hal çare buldum, bakın bakalım nasıl olmuş.

Süreç maceralı olsa da sonuç çok lezzetliydi..
Öncelikle kurabiyeleri geceden biraz süt ile tek tek ıslattım ve dolapta beklettim.


Krema falan gibi ek lezzetlere gerek kalmadı çünkü mevcut kurabiye içerisinde, nutellasından tutun da fındık kremasına kadar her şey vardı..
Ertesi gün onları tekrar ezerek hamur haline getirdim.

Yarısını kalıpta, yarısını da küçük top şekli vererek yaptım.

Slikon kalıbı öncelikle çilek reçeli ile ıslattım.


Üzerlerine hamuru kapladım.


Buzlukta beklettim ve kalıptan çıkardım.

İster hindistan cevizli


İster, artı fındık ilaveli servis yapabilirsiniz..


Küçük toplar şeklinde yaptıklarım için,
3 tabağa ayrı ayrı hindistan cevizi, fındık kırığı ve nesquik döktüm..


Küçük toplar yapıp bunlara buladım..

İşte sonuçta ortaya bunlar çıktı..
Eylem, Pembe tatlar ve Yasemin, sizin nutellalı kurabiyeler işte böyle sonuçlandı :) Ama azimle o kurabiyeyi tekrar deneyecek ve başaracağım..

Şımarık Tepsi..


Yani, ne desem, nereden başlasam..
Beni aradı.. Konuşma sırasında,
" Şımarık tepsi sever misin" dedi..
"O ne ki " dedim
Açıkladı, kıkır ve kikir durumları yaşandıktan sonra aramızda, bana yapacağını söyledi. Zahmet etme, yorulma falan filan derken,
ne bileyim bu kadar ışık hızıyla yapacağını ve öğretmenler gününde bana yollayacağını..

Mor rengi sevdiğinizi cümle alemin bilmesi iyi bir şeymiş :) Bakar mısınız hediye paketi bile mor, tepsi mor.. Şanslıyım ben şanslı.. :)


Bu anlamlı nota ne demeli..


Canım benim, sana direnmeyi ve sorunlara karşı göğüs germeyi öğrettiysem ne mutlu bana. Ya senin, benim hayatıma kattığın güzelliklere ne demeli..
Bu el emeği anlamlı hediye için çok teşekkürler, boyayan ve gönderen ellerine sağlık..

Bu yazı da nedir, hiçbişey anlamadık diyen diğer okurlar için, tıklarsanız tüm detaylar orada.. :)

Ve bu arada.. Biz telefondaki kıkır ve kikir ağırlıklı konuşmamızda, bol bol film kareleri yad ettik, o sebeple,
"benim de bu tepsiden var",
"nerdeyse her sabah bu tepsiyle bana kahvaltı geliyor" gibi yorumlar yapmayın sakın ona göre :)
yani ne bileyim bunların sadece film karelerinde yaşandığını düşünenler imrenebilir diye.. :)
şaka şaka.. dilediğinizi yazın tabii ki..
Şımartanlarınız bol olsun.. :)

Salı, Kasım 24, 2009

Fesleğen Dosyası

Blogun mail adresine zaman zaman sorular ya da istekler geliyor. Ben de elimden geldiğince bunlara yetişmeye çalışıyorum. Ve çok da mutlu oluyorum, bunlar geldikçe.. Birileri için yazmanın sorumluluğu çok başka çünkü..
Ama ilk kez, bana gelen bir istek için bu kadar geç cevap veriyorum. Okurum kusura bakmasın, hala duruyorsa maili, oradan da haber vereceğim kendisine..
Merak edenler için istek şu idi..
Okurum fesleğen le ilgili nette sorguda bulunmuş. Benim sayfamı görünce çıkan tüm pencereleri kapatmış. Ama bir bakmış ki, adı fesleğen olan blogumda fesleğenle ilgili bir bilgi yokmuş..
Yerinde, gayet düzeyli bir eleştriydi bu, bu tarz eleştrilere her zaman saygı duyarım..
Kendisine en kısa zamanda detaylı bir araştırma için söz vermiştim, çok önceden de hazırladım bu yazıyı ama nedense yayınlamak kısmet olmadı..
Tekrar kusura bakmayın diyorum ve umarım geç kalınmamıştır bu bilgi için..

Buyrun size fesleğen dosyası..


Rengiyle, kokusuyla, tadıyla beni benden alan bir güzeldir bu bitki.. Güçlü bir aromaya sahiptir ki, her sabah camın önündekileri koklamadan duramam..


Latince adı : Ocimum basilicum

Almanca adı : Basilienkraut


Özellikleri :20 ile 40 santimetreye kadar yükselen bitki, özel kokulu, otsu bir bitkidir. Akdeniz mutfağının vazgeçilmez baharatlarından biridir. Taze veya kurutulmuş yaprakları baharat olarak yemeklere lezzet vermek için kullanılır. Antalya yöresinde zeytinyağlı dolmaları, incir pestilini kokulandırmada kullanılır.

Öneriler Hastalıklar :Öksürüğü kesip hazımsızlığı giderir. İdrar artırıcı ve gaz söktürücü etkilere sahiptir. Fesleğenin canlandırıcı bir etkisi vardır. Fesleğeni çok tüketen insanlar, daha az hasta olduklarını ifade ederler. Zafiyeti giderir, baş dönmesini durdurur. Arı sokmasında faydalıdır.Fesleğen kokusu, sivrisinek ve tahta kurusu gibi haşaratı kaçırır. Karın ağrısını dindirir,kalbi kuvetlendirir ve melankolik hastalıklara faydalıdır.

Yan etkileri :Özellikte hamilelikte tek başına ve yüksek miktarda kullanılmaması gerekmektedir.

Meşhur pesto sos tarifi :

Bir fincan zeytin yagi,

Bir avuç çam fistığı,

yarim fincan rendelenmis eski kaşar ya da parmesan

bir demet fesleğenin yapragi blenderdan geçirildiğinde miss gibi pesto sos elde edilir.

makarna ile müthiş olur.

fesleğen ile ilgili faydalı bilgi linkleri :



Bu aşağıdaki resim ise, genelde yazın mekanların bahçelerinde, bazen masaların üzerinde, ya da balkonlarda gördüklerimizden olup, sadece okşayınca elimizi güzel kokutan, sivrisinekleri uzak tutan bir çeşididir. Bundan pesto falan yapmaya kalkmayın :)


Fesleğen bir çok sanatçıya ilham olmuş..
Şiirlere de konu olmuş :
bir Cevdet Karal şiiri...

kurduğum-
bu küçük-
tuzaklara kalbim takıldıkça...
fesleğenler geliyor aklıma
sözlerin ne taş
sektirmeye benziyor sularda
ne de gözlerin
o kar fırtınasında
ışıkların yanmasına
yüzün de benzemiyor
gece yarısında tutuşan bayraklara
neden başka bir çiçek değil de
fesleğenler geliyor aklıma
bir sırrım daha al senin olsun
koy bunu da ötekilerin yanına
geçen yaz aldıklarım-
kaskatı kesilmiş toprakları
bu yazsa güzel sözlerle övgülerle
çürüten benmişim onları
fesleğenlerbaşka bir çiçek değil de
elbette fesleğenler
her an düşünceli
her an tefekkürdeki
bir başı okşar gibiseven var mıdır
uykuma giren
ra
yi
ha
ları.
oysa ne iki ırmak
karışırmış birbirine dünyada
ne de göz yaşları aşkta
dostum, demiştim dostum
otuzumda bir gün
öğrendim ki bu günaşktan farkı yokmuş
dostluğun
öyle deme, öyle deme
ayrı ayrı düşüyor yaşlar
iki gözden bile

Şarkılara konu olmuş..

rüzgarla gelen ilkbahar gibiydi gözlerin
bıktım geceden her zaman güzeldi düşlerim
niyetim sensin gel, fesleğen kokulu yarimsin
çarem sensin gel, alnıma yazılı tazemsin
sevmedim yalanı sevemem ben
aldatmam seni el gibi
anladım aşkı gözlerinden
oldum ben de sen gibi
aşkıma saygı bekliyorum senden
bir acı türkü dinliyorum yelden
mevsimi geçtim geçmiyorum senden
bir acı türkü dinliyorum yelden
AYNA GRUBUNUN GÜZEL ŞARKISI İDİ..

Ahmet Telli'nin şiirlerinde en sık kullandığı imgelerden biridir..
"gün batarken sula fesleğenleri balkonun kokusu sokağa taşsın.."

"akşamüstleri fesleğenleri suluyorum
bekle demiyorum kimseye, unutma demiyorum.."

"bir rüzgâr esse ellerin fesleğen kokuyor
kırlangıçlar konuyor alnına akşamüstleri.."

"gidersen kim sular fesleğenleri
kuşlar nereye sığınır akşam olunca.."

"sesin bir feslegen olup kokardi
ben bu yüzden hep türküler yakardim.."

Ayna'nın aşağıdaki resme konu olmuş şarkısını bilmeyeniniz yoktur herhalde..

24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ..


Başta kendi anne ve babamın, sonra tüm öğretmenlerin öğretmenler gününü kutlarım..

En son da kendimi.. :)

Pazar, Kasım 22, 2009

Tavuk- Patates Tavada Birlikteliği..


Sizin evde de sürekli tavuk - patates diye tutturan biri varsa, alternatif olabilir. Bu şekil tavuğun tarifini bin kere vermişimdir burada. Hani terbiyeleyip tavada pişiriyorduk..

Bu kez tek fark, patateslerin minik küpler halinde doğranıp, tavada tavuklarla aynı anda birlikte pişirilmesi.

Kızartmadan kesinlikle daha iyi..

Afiyetler olsun..

Yeni bir ben..


Ani bir kararla saçlarımı epeyce bir kısalttım. En son lise 2 de bu haldeydim. Ne kadar pratik bir kullanım olduğunu unutmuşum, iyi geldi :)

Model arayışı içinde olanlara fikir olsun diye de yayınlıyorum.

Kutulara bir şeyler yazmaya çalışmıştım ama olmadı kusura bakmayın..

Çarşamba, Kasım 18, 2009

2 MİM BİR ARADA..


Benim blogun mim işlerinden sorumlu bakanı Ebrulim, bana 2 mim göndermiş :) Canım benim, samimiyetimize güvenerek bu espriyi yapıyorum sen olmasan mimleyen falan yok zaten ..
Önce 1. mim..

En son hangi ülke gündemiyle canını çok sıktın?
Üzücü olaylar, doğal afetler, yıkımlar yaşayan her ülkeye üzülüyorum :(

En son hangi şarkıdan nefret ettin?
Şarkıları severim, nefret etmem..

En son hangi fast food ürününden tiksindin?
Yani ne çok bağımlısıyım, ne de tiksinirim.. Son yediğim birkaç burger king eti kötü pişirilmişti, sevmedim..

En son hangi sakatatı yedin ?
Ağzıma sürmem..

En son hangi yerli şarkıyı beğendin?
Emir "eline düştüm " :)
Duman "senden daha güzel "
Sertab " bu böyle"

En son hangi yabancı sözlü şarkıyı beğendin?
Eski bir albümden, hiç keşfetmemiş olduğum bir şarkıydı..

En son hangi yerli filmi beğendin?
Aşk geliyorum demez.. AMA GİDİYORUM DER !!!!

En son hangi yabancı filmi beğendin?
Keanu Reeves li tüm filmleri..

En son hangi kitabı okudun?
Canım arkadaşım, hem mimlemiş, hem kitap fuarından kitap almış, hem de yazarına benim için imzalatmış.. Üzerine de nasılll duygu dolu bir not yazmış (yazının başındaki resim )

Adı da.. Söylenmemiş Şarkılar CANAN TAN

En son hangi bilgisayar oyununu oynadın?
Hiç işim olmaz, ama büyük konuşmayayım :P

En son hangi mizah dergisini okudun?
Uykusuz.. Ancak üniv. yıllarındaki Leman fanlığı ile değil malesef

En son neyden korktun?
Bir şarkı sözü ile cevap vereyim..
- Korktum, kendime kızdım.. Neyden korktuğumu söyleyemem..

En son kime veya neye küfrettin?
Küfür etmem, dilimde çok eğreti durur herhalde :)

En son neyden kaçtın (opsiyonel: koşarak ta olabilir)?
Öyle bir şeyden kaçtım ki, ne sen sor ne ben söyleyeyim. Allah' ın sevgili kuluymuşum diyorum !!

En sevdiğin 5 film?
Hmmm profilimde yazıyor bunlar :)

En sevdiğin 5 şarkı?
George Michael-Careless Whisper sen de yazmışsın ama beni liseden beri uçuran şarkıdır :) Ben bir Yaşar, F.d. ,Kıraç fanıyım tüm şarkılarına bayılırım
Sanat müziği çok severim, latin severim.. müziği çok severim..

En sevdiğin 5 yemek?
Düşündüm de, hamur işi geliyor hep aklıma :) Sebze olsun yeter ve balık..

En sevdiğin 5 isim?
Olcay ve Deniz unisex isimlerdir severim.. Ve bir de eski isimler.. Mesela Hanzade, Peruzar..

En sevdiğin 5 oyun (herhangi)?
Monopoly, okey , scrabble , tabu, puzzle, oyun olsun da.. ne olursa olsun..

En büyük korkun nedir?
Sevdiklerimi kaybetmek.. Sevdiklerimin hayal kırıklığına uğratması, güvendiğim dağlara kar yağması..

En nefret ettiğin 5 klişe nedir?
* Sen başkasın !!
* Şimdi ben seni arayacaktım :))
* Tam da seni düşünüyordum..
* Bu işi anca sen kotarırsın..
* Beni birisi anıyor..
............................... daha çookkkk

2. mim....

1.Şu an okumakta olduğunuz kitap ve kısaca konusu?
Hediye edilmiş kitabımı okuyorum Söylenmemiş Şarkılar / CANAN TAN

2.En son aldığınız kitap?
Binbir gece masalları

3.Şimdiye kadar aldığınız kitaplar içinde en sevdiğiniz?
Olasılıksız'ı çok sevdim, empatiyi beğenmedim onun kadar..

4.Bir türlü bitiremediğiniz ,bitirseniz de sizi illallah ettiren kitaplar?
O kadar dedirtmediyse de Madame Bowary..

5.Elinizdeki kitap bitince okumayı düşündüğünüz kitap?
Kimbilir kaçıncı tekrar.. Zor zamanlarda ilaçtır, Murathan Mungan KIRK ODA..
Başucu kitabıdır, ELIAS CANETTI / İNSANIN SILASI

Sıra geldi mimleneceklere :

Polsera, Kara kitap, İpex, Leyla, Esin, dikiş dersi

Kızlarr isterseniz bir mimi, isterseniz ikisini de cevaplayın :)

Bu mim beni benden aldı, bi türlü yayınlanamadı nedense kaç gündür, Ebruli beni sıkıştırdı, sitem etti, kızdı :) şaka şaka.. Yapar mı hiç ;)
Bende yazacak ne hal ne de vakit vardı.. Sular aktı yolunu buldu.. Köprülerden bile geçti.. E su bu, akacak elbet..
Su akar, yolunu bulur..
Bir de alakası yok ama şöyle bir laf var,
Bir kapı kapanırsa, diğeri mutlaka açılır..
Burası "sevdiğim laflar" köşesine dönmeden,
"Eda kaçar.. "

Cumartesi, Kasım 14, 2009

Teşekkür..

Dün sabah gazetemi okurken hoş bir sürprizle karşılaştım :) Yemek kitaplarına, dergilerine, yazarlarına olan merakımı sürekli yazıyorum burada takipçiler bilir.

Geçen hafta da Cumartesi Hürriyet ekinde yazan Civan Er'i okurken satır arasında konu dışı bir sufle kitabından bahsettiğini görünce merak edip sormuştum kitabı.. Ve evde yapılabilir kolay bir sufle tarifi istemiştim..

Ve bu hafta gazetede sufle tarifini görünce çok sevindim. Yazıda geçen o " soran okuyucu " da ben oluyorum arkadaşlar :)

Merak edenler için tarifin ve yazının linki..

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12934884.asp?yazarid=339

En kısa zamanda denemeli bu tahin pekmezli sufleyi..

Ben yazarın mütevazisini severim diyor ve teşekkür ediyorum kendisine..

Çarşamba, Kasım 11, 2009

Fırında Yumuşacık Tavuk ( Otlu Çeşnili )


Bu ürünü reklamlarda izleyip te acaba nasıl diye düşündüyseniz, doğru cevap burada :)


Bence son derece başarılı..

Vaat ettikleri gibi yumuşacık ve lezzetli.
Acil zamanlarda kurtarıcı olabilir. Ya da bekar, öğrenci, yalnız yaşayanlar, pratik tariflere ihtiyaç duyanlar için doğru adres derim..


1 paketi ben 2 kerede bitirebildim. 2 farklı sunumu da foto ladım sizler için.
Afiyetler olsun..

Teşekkürler Marjo'm..


Marjom benim, dışardan eve gelip te kapıyı açar açmaz gördüğüm kargo paketi ile nasıl sevindirdi beni..

Marjo'nun düzenlediği bir çekilişte kazanan olmuştum da ben .. :)

İşte o paket geldi, ama ne değerli benim için.. Bir kez de buradan teşekkürler canım. Dediğim gibi zaman kavramı bazen bizim çok da dışımızda gelişen bir şey olabiliyor ve "doğru zaman" aslında sandığımız değil de olması gereken zaman olabiliyor.. (Felsefeye bakar mısın :P )

Bu arada sitesinden bahsedeyim biraz.. Makyaja dair ne ararsanız var. Bir çok yararlı bilgiler veriyor, paylaşımlarda bulunuyor..

Sitesine girer girmez iç açıcı bir header la karşılaşır ve hipnoz olursunuz :))

Sorularıma bıkmadan cevap verenlerden biri de odur aynı zamanda

Ve ben onun profilindeki yazısına hep bayılmışımdır :

"Eğer bir işin yapılmasını istiyorsan en meşgul olana ver" demişler.. İşte bu blog da en meşgul zamanımda yapılmaya karar verildi.

Diyorum ya bizler bu bloglarımıza yazarken öyle dertsiz tasasız ya da işsiz güçsüz değiliz.. Ne uykusuz geceler bedeli ödeyip emek veriyoruz sitelerimize, sırf paylaşmak adına.. Kolay değil bu işler öyle..

Yazmayayım yazmayayım dedim ama bir kaç cümle dökülmeden olmayacak..

Hani sınıfta bir ya da iki öğrenci yaramazlık yapar da bu yüzden tüm sınıf azar işitir ya, durum biraz buna benzeyecek ama..

Sonuçta bu platformda hep güzel şeyler paylaşmak istiyorum sizlerle..

Son zamanlarda yazı motivasyonumu düşürmeye yönelik isimsiz yorumlar alıyorum ve elbette yayınlamıyorum burada, görsel kirlilik olmasın diye..

Her zaman eleştrilere, fikirlere de açığım üstelik..

Bir yazım, bir fotoğrafım beğenilmeyebilir; olabilir bu belirtilebilinir de..

Ama saygı sınırları çerçevesinde..

Siteye girmezsiniz, okumazsınız olur biter.. Ama oturup ta, cümleler üstüne cümleler yazıp, hele ki bir yemeğe, bir nimete iğrenç diyebilmek ve dahaları.. Nasıl bir ruh halidir bilmiyorum.

Emeğe saygı lütfen..

Salı, Kasım 10, 2009

ON KASIM...

Atatürk'ten Son Mektup

Siz beni halâ anlayamadınız .
Ve anlamayacaksınız çağlarca da...
Hep tutturmuş "Yıl 1919, Mayıs'ın 19'u" diyorsunuz.
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övüyorsunuz .
Mustafa Kemâl'i anlamak bu değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Bırakın o altın yaprağı artık,
bırakın rahat etsin anılarda şehitler.
Siz bana, neler yaptınız ondan haber verin.
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin ?
Mustafa Kemâl'i anlamak yerinde saymak değil.
Mustafa Kemâl'in ülküsü, sadece söz değil.

Bana, muştular getirin bir daha,
uygar uluslara eşit yeni buluşlardan..
Kuru söz değil, iş istiyorum sizden anladınız mı ?
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı ?
Mustafa Kemâl'i anlamak avunmak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Halâ, o, acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
halâ oturmuş, 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz .
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın !
Uluslar, fethine çıkıyor, uzak dünyaların..
Mustafa Kemâl'i anlamak gözboyamak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil..

Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız ;
laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil.
Bilim ağartsın saçlarınızı.. Kitaplar..
Ancak, böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar...
Mustafa Kemâl'i anlamak ağlamak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü..
Görüyorum ki, halâ aynı yerdesiniz, hiç ilerlememiş,
birbirinize düşmüşsünüz, halka eğilmek dururken.
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen ?
Mustafa Kemâl'i anlamak itişmek değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla.
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla.
Bu vatan, bu canım vatan, sizden çalışmak ister,
paydos övünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter !
Mustafa Kemâl'i anlamak aldatmak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil...
Halim YAĞCIOĞLU

Pazartesi, Kasım 09, 2009

Son durum..


Ama yine de, tüm bunlara rağmen, bir oğlak kadını iseniz küçük şeylerle mutlu olmasını bilirsiniz..

Eve gelirsiniz 4 yaşındaki küçük kedinin dilinde tıklayınca dinleyebileceğiniz şu şarkının nakaratını duyunca duygulanır ağlarsınız :)
- Niye ağladın üzüldün mü ???
- Hayır bitanem duygulandım da ondan..
- Yemek yersen duygulanman geçer !!!!

Aşağıdaki yazınızı okuyan dost insan meraklanıp size anında mesaj atmıştır, ne oldu diye sormak için.. Konuşmuşsunuzdur, iyi gelmiştir..

Sabah bir arkadaşınız, seviyorsunuz diye oğlu ile brownie yollamıştır el yapımı..

Öğlen vakti, yemekhanenin aşçısı bin kişiye servis yapıp, işini bitirince elinde bir dolu limon dilimi ile özel servis için yanınıza kadar gelmiştir.
" Hocam çok zayıfsınız " diyerek herkesten 2 kat fazla servisle bana kilo aldıran bu Mengen'li ustadan şikayetçiyim bu arada !!! Zayıf falan da değilim üstelik.. Sayesinde artık hiç değilim.. Merak edip sorduğum tariflerle beni obur bir şey sanıyor herhalde, ama ben de yiyemediklerimin dökülmesine ve israfa son derece karşıyım.. Her yemekte tabak çekiştirmekten kavga ediyoruz !!
Ruh halim şu an iyi yani, son anda, kimsenin üzerine almak istemediği bir işi "Eda yapar" diyerek bana kilitleyen amirime bile kızmıyorum :)

...


Hayırdır inşallah..

Hayırdır in şal lah..

ama Meliha aksanı ile :)

Neler oluyor, satürn mü ters döndü, venüs etkisi mi,

herkes mi böyle

kara bulutlar bir tek benim mi üzerimde..

Bu kadar da üst üste mi olur..

Neyse..

Pazar, Kasım 08, 2009

Kabak Tatlısı


En sevdiğim tatlı çeşidi.. Kabak tatlısı..

1 kg. bal kabağı

1 su bardağı şeker ile hiç su ilave etmeden pişirin.

Tencerenin önce ağzı kapalı, sonra açık olarak pişirin.

Tercihe göre karanfil taneleri de ilave edebilirsiniz.

Servis sırasında da fındık ya da ceviz çekerek üzerine serpebilirsiniz.

Cuma, Kasım 06, 2009

İçim Sıkıldı..


Gerçekten içim sıkıldı.. Az önce tv.de Bu Kalp Seni Unutur mu adlı dizinin tekrarını izledim, yarım saat izlemeye yüreğim dayanmadı. 80 leri anlatıyormuş dizi.. Daha önce izlememiştim.

E tabii 80 lerde ben daha çocuktum.. Bu platformda yani blogumda ve tüm hayatta da siyaseti sevmiyorum. Tarzım bu konuda farklı..

Nete geliyorum, genetiği ile oynanmış gıdalarla ilgili bir sürü acı gerçek.. Neredeyse hapla beslensek daha doğru olacak sanırım..

Aslında günlerdir yazmak istediğim bir konu vardı ama hep erteliyorum, domuz gribi ve çocuklar arasındaki tepkimeleri..

Bilenler bilir ben meslek icabı çoluk çocukla haşır neşirim..

2 hafta kadar önce, müdürümüz eskiden oynanan çocuk oyunları ile ilgili bir rapor yazmamızı istemişti bizden. Her zaman olduğu gibi söyleneni ciddiye alıp ta o raporu döşeyen bir tek ben oldum tabii ki..

Çocukluğumda oynadığım oyunları hatırlayamadım arkadaşlar, var mı böyle bir şey..

Annemi aradım sordum, o da babamı aramış, teyzemi aramış, tam bir kara mizah yani !!

Neyse az çok beyin fırtınası yaparak toparladık durumu.. Bir de şimdi bu oyunların artık neden oynanmadığı soruluyordu..

Benim çocukluğumda "sokağa çıkmak" diye bir kavram vardı.. Sabahtan akşama kadar ben sokaktaydım. Annem "erkek gibisin" diye kızardı. 13 yaşıma kadar da babamla beraber erkek berberinde saçımı kestirirdim. Dibine kadar kir toz içinde yaşadım yani.. Tabi çok kişiye göre de, köy hayatını bilmediğimden ve hiç hayvan falan görmediğimden son derece çıtkırıldım bulunurdum o ayrı :)

Evimizin hemen yakınında bir hapishane vardı ve orada asker abiler nöbet tutardı. Gizli bölge ya, bayılırdık o sınırlarda gezmeye.. O asker abilere yaz aylarında ben buzdolabından şişe şişe soğuk su taşırdım. Nasıl da kana kana içerlerdi.

Bazı örümcek kafa komşu kadınlar da kızardı bize oralarda geziyoruz diye.. Halbuki ne sevap işlemişiz bilmeden..

Neyse, konuyu dağıtmayayım.. Geçenlerde Ankara'da domuz gribi salgını nedeniyle okullar tatil oldu biliyorsunuz. 1 hafta..

Mutfakta yemek yaparken evin önünde oturan çocukların sohbetine kulak misafiri oldum da..

Efendim bu şirin çocuklar hafta sonları apartmanların önünde toplaşıp, bir sürü abur cubur satın alıp, onları ortaya döküp hepsi birlikte yiyorlardı. Bir nevi piknik yani..

Bu salgın tatili sonrası aynen şunu konuşuyorlardı :

- Biz artık piknik yapmayalım çocuklar, hepimizin ellerinden o yiyeceklere mikrop bulaşıyor, hasta oluyoruz. Ya da herkes kendi yiyeceğini getirip yesin.. !!!!

Surat ifadeleri son derece mutsuz, nerde kaldı bunların çocuk paylaşımları..

Benim öğrenciler deseniz korkudan sıralarını ıslak mendille silip, kalemlerini v.s. ayrı bir ıslak mendil üzerine koyuyorlar. Artık beslenme saatlerinde kimse birbirine bir şey ikram etmiyor ya da kimse istemiyor..

Ben ise, alışveriş merkezinde bardakta mısır isteyen henüz daha 3 ü yeni bitmiş minnoşuma, "mısır genetiğiyle en çok oynanan şey birtanem" diye açıklama yaparken buluyorum kendimi.. Çocuğun yüz ifadesini tahmin edersiniz sanırım.. Gidip ona şeker alıyorum bu daha masum diye..
Hepimiz paranoyak olduk farkında mısınız..
Üfff gece gece bunalım bir haldeyim sevgili blog, bugün sıkıntılı bir gün.. Yarın sabah uyanayım ve her şey daha güzel olsun..

Çocuklarımız için çok endişeliyim..

Nereye gidiyoruz biz.. Nereye gidiyor bu dünya !!!

Buraya kadar sabredip okuduysanız, ayrıca teşekkürler sizlere de.. :)

Edi - Büdü


Google bu sabah gülümsetti beni..

Salı, Kasım 03, 2009

Zeytin ezmeli ve sade kurabiyeler


Evdeki zeytin ezmesini değerlendirmek için yaptım..

Malzemeler:

1 yumurta

50 gr.margarin artı yarım çay bardağı sıvıyağ

3 yemek kaşığı yoğurt

Az miktar tuz

1 paket kabartma tozu

birkaç damla limon suyu

aldığı kadar un

Tüm malzemelerle yumuşak bir hamur yaptım şekillendirip çörek otu ve susam serpiştirerek, yağlı kağıt serilmiş tepside, 200 derecelik fırında kızarana kadar pişirdim.

Afiyetler olsun..

Pazartesi, Kasım 02, 2009

Kasım'da Aşk Başkadır..


Ne kasvetli bir Kasım başladı derken, nihayet güneş yüzünü gösterdi de iyi oldu.. Kasımı yine de bu güzel filmle hatırlamak istedim bu sabah..

Elmalı Tarçınlı Kek

2 yumurta ve 1 su bardağı şekeri çırptım. 1 çay bardağı sıvı yağ 3 yemek kaşığı yoğurt ekledim.

2.5 su bardağı un ve 1 paket kabartma tozu ve bol tarçın ilavesi ile hamura en son 1. 5 elmayı küp küp doğrayıp fırınladım.




Afiyetler olsun..

Pazar, Kasım 01, 2009

Pırasa Yemeği

Kış sebzelerinin vazgeçilmezlerinden.. Faydaları da öyle çok ki, nerdeyse her derde deva..
Benim pişirmeyi öğrendiğim ilk yemek, ev arkadaşlarım da bayılırdı.
Tek sevmediğim tarafı, pişince evi saran o yoğun yemek kokusu.. E napalım gülü seviyorsak dikenine katlanacağız..
Pırasayı doğrarken halka şeklinde değil de verev keserseniz, ayrılıp dağılmazlar. Görüntü de hoş olur, havuçları da aynı şekil doğrayabilirsiniz görsel bütünlük açısından..

3 pırasayı
2 havucu bu şekil doğradım
Tencerede önce bir miktar yağ ile havuçları, sonra 1 adet soğan daha sonra pırasaları kavurdum. Salça ve tuz ilavesi ile az miktar su ekleyerek pişirdim. Pişmeye yakın 1 avuç pirinç attım içine. Pirinçler pişince tamamdır. Mutlaka biraz dinlendirip öyle servis yapınız..
Afiyetler olsun..