Cumartesi, Ocak 30, 2010

Portakalı Soydum, Somonuma Koydum.. / PORTAKALLI SOMON



Hep belirtiyorum, bir Karadeniz kızı olarak balığı sevmemem mümkün değil, bayılırım.. Ama son yıllarda çıkan balıkla ilgili tartışmalardan dolayı, somona yöneldim ben..
Ne yalan söyleyeyim, balık çeşitleri içinde en az sevdiğimdi.
Ancak bildiğiniz üzere, somon özellikle kadınlar ve bebekler için çok faydalı. İçinde başka hiçbir balıkta bulamayacağınız omega yağları barındırmakta..
Üstelik pişirmesi en kolay olanı, en zahmetsizi..
Yine bildiğiniz üzere, somon çok yağlı bir balık. İşte bu sebepten ben sadece tuz ve karabiber ilavesi ile teflon tavada kısık ateşte pişiriyorum, evet yağ asla eklemiyorum, buna rağmen pişince bir dolu yağ salıyor..
Uzun lafın kısası, ben somonu severek ve iştahla değil de," yemem gerek" düşüncesiyle yiyordum..
Ta ki,
dün akşam somonu pişirirken,
tezgahta günlerdir sürünen bir adet iri portakalla kesişene dek..
Portakallı somon tariflerini biliyorum ama hiç denememiştim. Biliyorum ki, tezgahtaki o portakalın kaderi çürüyüp çöpe gitmek olacak, hemen oracıkta sıkıverdim kendisini..
Somonun bu arada bir yüzü pişmişti..
Arka yüzü çevirdiğimde 1 portakalın suyunu döküverdim üzerine..
Zaten koku ve görüntüden belliydi ama tadınca var ya,
nasıl anlatsam size,
bu kadar mı tatlı, karamelize bir lezzet olabilir !!
Yani anlatmak mümkün değil..
Somonunuzu lütfen portakalla deneyin, hak vereceksiniz..

Afiyetler olsun..

Çarşamba, Ocak 27, 2010

KIBRIS KÖFTESİ..


Yemekteyiz programında menü içinde adını çok duymuştum ama, geçenlerde bir tv. programına katılan Mine Şenhuy adlı tiyatrocu ( Hatırlarsınız, bizimkiler dizisinde apart. görevlisi Cafer'in eşi idi ) kendisinin Kıbrıs'lı olduğunu ve bu köfteyi çok methettiğini izleyince denemeye karar verdim.

Kıbrısta çok yapılır ve sevilirmiş bu köfte.

Çoluk çocuğa kötü örnek olamamak lazım ama, ben kırmızı et sevmiyorum, dikkat ederseniz de burada çok az yer verebiliyorum o yüzden.. Ama bu köfteyi sevdim, çocuklar da çok seviyor bilginize..

İçinde patates olmasının verdiği dokuyu ve lezzeti sevdim açıkçası..

Kıbrıs Köftesi :

500 gr. köftelik kıyma

3 orta boy patates ( Rendeliyoruz, ama yarısını rendenin ince, yarısını da kalın tarafı ile. Hoş bir doku oluyor. Suyunu da sıkmayı unutmuyoruz.)

1 orta boy soğan

Yarım demet maydonoz

Ekmek içi

2 yumurta

Karabiber ve tuz

Hepsini yoğurup köfte şekli veriyoruz, tiyatrocu hanım bol sıvıyağda kızarttı ama ben teflonda az yağ tercih ettim.

Ayrıca kendimce eklemeler yapmadan duramadım. Mesela biraz galeta unu ekledim. Köfteyi yapmadan önce fesleğen ve reyhanlarımın tohumlarını çıkarıyordum, o sebepten çok az kuru reyhan da ekledim. Siz de kendinizce sevdiğiniz lezzetleri ekleyebilir ya da çıkarabilirsiniz.

Afiyetler olsun..

Pazartesi, Ocak 25, 2010

Ezel Fırtınası..


Ezel dizisi ATV ye hızlı bir giriş yaptı. Bu bölümü nefesimi tutarak izledim resmen.. Şimdi Ali, dayının oğlu mu yoksa.. O üç mezardaki isimler de neyin nesiydi, hem dayı kasedi neden Ezel'den saklamaya çalışıyor..

3 oğlumu öldürdüm demekle ne demek istedi.. Haftaya fragmanda izlediğim kadarıyla her şey ortaya çıkıyor, yoksa her şey daha yeni mi başlıyor..

Vazgeçilmemesi gereken dava nedir, dayı ile şarkıcı kadın arasında..

Bu arada " Kara Sevda " adlı çok sevdiğim şarkının Selma Hanım versiyonu müthişti..

10 gün dedikleri dar vakitle ne demek istediler, orayı kaçırdım, tel. çalmıştı.. Anlayan varsa bana da bir anlatıversin.

Aslında Ezel dizisine sonradan saranlardanım.. Reklamlarını bile izlerken, ıyy ben bu diziyi asla izlemem, vurdulu kırdılı diyordum ama, yok değil.. Ezel gerçekten çok başarılı bir yapım.. Benim için "büyük konuşma Eda " durumlarından biri..

Aslında bugün, yine de çok şükür, diyeceğim ama, tabiri caizse kabus gibi esintiler yaşattı bana, tam rahat bir nefes aldığımda , nihayet oturabildiğimde tam o dakikada Ezel başladı. Zaten gergin olan bünyeye de bu diziden daha iyi başka bir şey gelmezdi.

Bu arada " Canım Ailem " fanatikleri çarşamba saat 8 de ekran başına yine Atv ye.. Yeni bölümlerle diziye devam..

Pazar, Ocak 24, 2010

Kremalı Patates Fırında


Daha önce de vermişim bu tarifi. Bizim evde en sık yapılan yemeklerden.. Hatta öyle ki, evde yedek süt kreması yoksa strese girilmesinin sebebi oluyor.
Süt kremasını çok kaçırmayın, yağlı olmasın. Önceki tarifte 1 kutu demişim ama, 2 kişilik yapıyorsanız çeyrek kutu yetiyor. Patatesinize göre kullanacağınız krema miktarı da değişir..
Tarif için eski tarifime tıklayın..
Afiyetler olsun.

Ödüller, Mimler ve Birikenler..


Yorumlarınız ve eleştrileriniz bana çok iyi geldi arkadaşlar, herkese çok teşekkür ederim. Az yazdığım konusundaki eleştrilerinizi dikkate aldım. Aslında 6 ay yemek yapmasam beni idare edecek tarif ve foto. arşivim var, gereken ilham en kısa zamanda bulnacak ve daha çok yazılacak söz..

Birikmiş bir ödül ve mim vardı..

Hayat belki bazen adlı sıradışı buldğum ve çok beğendiğim blog arkadaşım beni tekrar bir ödüle layık görmüş( gün ışığı ödülü ) , birden fazla ödül göz çıkarır mı, çıkarmaz diye de hoş bir yorum göndermiş, kendisine çok teşekkür ediyorum, tüm blog arkadaşlarıma da bu ödülü gönderiyorum sevgilerimle beraber..

Sonra Ebrulimin bekleyen bir mimi vardı, hakkımda 7 ilginç şey, imiş..

Hep derim bu tür mimleri keşke bizi iyi tanıyanlar cevaplasa diye :)

Kendimle ilgili bana göre ilginç 7 şey,

***İlk maddeye yazmaktan hiç de gocunmayacağım, eminim bir adsız çıkıp, kendimi övdüğümü söyleyecek ama, yaş aldıkça şunu daha da iyi fark ediyorum ki, fazlasıyla iyi niyetliyim.. Hatta öyle ki, beni kandırmak çok kolay, ilginç olan tarafı bana göre bu.. Hem de hiç iyi bir şey değil, olan yine size oluyor çünkü..

***Deli gibi nette dolaşırken, hala kağıt gazete okumayı seven tarafım var, netten gazete okumam o kağıtla elim temas etmeli.. Yazılı basında çıkacak son, daha doğrusu son basılacak kağıt gazete tarihi için 2046 yılını kehanet etmişler ama bilemiyorum ne derece doğru.. Yeni nesil hiç almıyor, onun farkındayım..

***Herkes mağaza mağaza kıyafet v.s bakarken ben mutfak eşyası satan yerlerde kamp kuruyorum :)

***Deli bir anneyim, kendi kendimi yiyip bitirenlerden, eziyet edenlerden..

***Kendi işimi ancak tam anlamı ile kendim yaparsam mutlu ve tatmin oluyorum.

***Sinirlenince dişlerimi sıkıyorum.

***Yemek blogum var ama bir de makyaj blogum olsaymış hakkını verecekmişim, çok meraklıyım her türlü makyaj malzemesine, almaya, denemeye, limited edition ürünleri kafaya takmaya :)

***7 madde denmiş ya mesela, 8. işareti koymak hoşuma gitti, kurallara çok bağlıyımdır aslında. Ama bende ilginç özellik say say bitmez ki.. Takıntılara daha girmedik bile :)

Mesela son zamanlarda sanki takılacak bir sürü derdim yokmuş gibi neye taktığımı da söyleyeyim, beni izleyen herkesi ben de izlemeye alıyorum ya hani, ama son 1 aydır, max. izleme kotası ( 300 kişi izliyormuşum arkadaşlar) doldurduğum için yeni izleyici alamıyorum. Bunu çözmeye çalışacağım ama elim değmiyor, bu el değmeme meselesi bile huzurumu kaçırabiliyor, bilmem anlatabildim mi ;)

Ve, okul yıllarında vize - final zamanları olması gayet normal ama şimdilerde anlam veremediğim şu durum : bu gece de uyumayayım, şunu şunu halledeyim diye niyet edilerek, siyah çayın yeşil çaya, yeşil çayın nescafeye, en son da espressoya nihayetlendiği uyku kaçırsın diye içilen tüm bu şeylerin beni mışıl mışıl uyutması ilginç geliyor. Şu anda aynı zincirlemeyi yaşamaktayım bu yazıyı yazabilmek için, ama gözüm yatakta..

Gelelim paslara :


Kolay gelsin :)

Perşembe, Ocak 21, 2010

Pesto Soslu Tortellini


Hazır tortellinileri kaynamış ve tuz atılmış suyun içinde 10 dakika kaynatıp süzelim. Tavada biraz zeytinyağı ile çevirip, tercihen pesto sosla servis yapalım.

Ben en çok peynirli tortellini seviyorum.

Afiyetler olsun

Beğendiniz mi ?? Olmuş mu..

Bir değişiklik olsun istedim, durup dururken de bunu istemedim aslında. Iraz'cım bana dedi ki, " farketmiyorum sanma, çok az yazıyorsun artık sitene.."
Gerçekten de öyle, eskisi gibi şevkle, aşkla yazmıyorum ne yalan söyleyeyim..
Bazen kapatmayı düşündüğüm bile oluyor açıkçası..
Ama blog olayı garip bir bağlılık yaratmış bir yandan da kopamıyorsun..
Neyse, görünümle biraz oynamak istedim. 2 arkadaşımdan yardım istedim, sesimi duyan ve anında geri dönen, adaşım canım arkadaşım Stil Direktörü Eda oldu tabii ki.. Herkese ve herşeye yetişmeye çalışan bir iyilik meleğidir o.. :)
Paylaşmayı bilmek, bulunduğun yeri hazmedebilmek kolay bir şey değildir gerçekten..
Renklerle çok oynamadım, artık çılgın değişiklikleri bünye kaldırmıyor, yaşlandık galiba ;)
Şimdi siz söyleyin yeni görünüm nasıl olmuş..
Sağ taraftaki bilgilerin sola geçmesine benim gözüm henüz alışmadı açıkçası.. Fikir ve önerilerinizi beklerim..
Şimdiden teşekkürler..

Çarşamba, Ocak 20, 2010

Sitenin ayarlarıyla oynuyorum, saçma sapan şeyler çıkabilir, en kısa zamanda düzelteceğim, bilginize :)

Salı, Ocak 19, 2010

Pesto soslu spaghetti


Adı fesleğen olan blogumda fesleğenli tarif yok diye eleştri almıştım ya hani, o dönem neredeyse her gün fesleğenli bir şeyler yaptım ama buraya daha yeni ekliyorum..

Bu en basiti tabii ki, fesleğen soslu spaghetti..

Ama yine de küçümsemeyelim..

İyi bir makarna pişirmek istiyorsanız, ideal dengeyi yaratmalısınız..

Formül : 1- 1 100

1 litre kaynayan suya, 1 tatlı kaşığı silme tuz ve 100 gram makarna ekleyin..

Makarna tencerenizde suyu kaynatın ve tuz ekleyin.. Sonra makarnalarınızı ekleyip, kaynar suda ara sıra karıştırarak pişirin. Tencereyi ateşten alıp iyice süzün.

İtalyan usulü makarna haşlama budur..

Yapışmasın falan diye sakın yağ eklemeye kalkmayın, tüm sos makarnanızdan akar gider, bu bir şehir efsanesidir, yapmayın..

Pesto sosla birlikte makarnanızı afiyetle tüketin.. Pesto sos yapımını daha önce fesleğen dosyası adlı ayrıntılı yazımda anlatmıştım. Okumak için tık.. tık..

Doğa beni duydu mu ne :)

Bugün hava buz..

Az önce Ebrulim aradı İstanbul'da okullarda kar tatili olmuş..

Pazartesi, Ocak 18, 2010

AVATAR 3D


Hafta sonu Avatar filmini izledik. 3 boyutlu izlemenin keyfi bana her zaman başka gelmiştir.. Aslında konu hiç de bilmediğimiz bir konu olmamasına rağmen, film görselleriyle ve mistik taraflarıyla çok hoşuma gitti.
Aynı odadaki iki kişi bile birbiriyle anlaşamazken, bir insan ve bir avatar ( ayrı dünyalar :) aşkı izlemeye değer..
Aşktan da öte ;
Doğa anayı biraz olsun hatırlamak..
Misal, bu sabah uyandım, aylardan Ocak..
Uyanır uyanmaz odamın camını açarım. İnanır mısınız, kuş sesleri geliyor.. Hem de cıvıl cıvıl.. Hani kapasam gözümü bahar geldi sanacağım :)
Lapa lapa kar yağması gerekirken, Mart Nisan telaşesi yaşanıyordu bu sabah..
Ve ilk de değildi kuş sesleri duyuşum.. Geçenlerde akşam üstü de oldu..
Avatarda en önemli mesaj buydu bence..
Doğa bizi duyuyor da biz onu dinlemiyoruz bile !!
Ayrıca..
Aşk dediğin..
Sadece bir kadın ile bir erkek arasında yaşanan şey değildir ki..
Bunu anlamak için, yaştan epey bir devirmeniz gerekiyor :)
İzlemeye kesinlikle değer..

Züleyha'dan hediyeler..


Bloglar son sürat hediye etkinlikleri düzenliyorlar, onlardan biri de sevgili Züleyha.. 2 paket hazırlamış ve güzel bir etkinlik başlatmış, bilgi için tık.. tık..

Bol şans..

Çarşamba, Ocak 13, 2010

Açma tarifinden poğaça



Evet, bu bir açma tarifi ama ben poğaça şeklinde yaptım :)
Malzemeler :
1 Su bardağı yoğurt
1 Su bardağı ılık su
1 Su bardağı sıvı yağ
1 paket Maya
1 tatlı kaşığı tuz
1 yemek kaşığı şeker
1 yumurta (sarısı üzerine)
içine, peynir-maydonozlu karışım güzel oluyor, demişti bana bu tarifi veren kendi gibi güzel insan..
Afiyetler olsun..

Eda Suner Ocak ELLE Dergisinde..


Sevgili okuyucular, blog dünyasının bu gurur verici olayını burada paylaşmalıyım fazla geç kalmadan..

Adaşım ve sevgili arkadaşım Stil Direktörü Eda, ELLE Dergisi 2010 Ocak Sayısında ..

Onu zaten tanımayan yok, takdir edeni çok ama, başarısının bu şekilde duyurusu çok güzel ve heyecanlandırıcı..

Herkese, herşeye yetişmeye çalışan becerikli ve yardımsever bu güzel insana, daha nice başarılara imza atmasını diliyor ve iyi ki varsın diyorum.

Perşembe, Ocak 07, 2010

Ne Görüyorsunuz ?


Bu, bu nedir bu !!!
Yumurtayı kırdım ve böyle bir şekil oldu. Ben bazen elimden damlayan suyun bile aldığı şekli bir şeylere benzetmeye çalışırım.
Bulutları ise çocukluğumdan beri bir sürü şeye benzetirim. Yolculuklardaki en zevkli oyunumdu..
Siz ne gördünüz bu şekilde ? Yorumlar mısınız..

Külde Kumpir Patates


Ağırlandığım en güzel misafirlikti, ne diyeyim, mangaldan sonra küle gömülen patatesler saatler sonra yumuşacık kumpirlere dönüştüler, özel bir tereyağla ve tuzla tatlandırılıp damaktaki hoşluklardan sadece biri olarak kaldılar..
Kül, küller, külkedisi, masal.. Pazardan sonra her zaman pazartesi gelir.. ;)

Sunshine Award


Yaptığı her tarife bayıldığım blog arkadaşım Elif, bana ödül göndermiş. Kendisine çok teşekkür ediyorum. 12 kişiye göndermem gerekiyormuş ama, gittğim çoğu kişi bu ödülü almış bile..

O yüzden emek verip yazan tüm blog arkadaşlarıma uzatıyorum ben de bu ödülü..

Pazartesi, Ocak 04, 2010

Çok Çikolatalı Kek / Çok Çikolatalı Muffin


2010 yılının ilk tarifi tatlı bir şeyler olsun istedim. Çikolata tadında geçer günlerimiz umarım..

Ben Starbucks brownisi ve muffini lezzetini çok seviyorum ve uzun zamandır da denemelerimde bu lezzete ulaşmaya çalışıyorum. Sonunda deneye yanıla, kendimce, o lezzete ulaşmış bulunmaktayım. Tabii ki kendi damak tadıma göre.. Zira, özellikle brownisindeki yağ miktarı yedikten sonra beni vicdan azabına sokuyordu. Hele bir de yanında caramel mach. ya da dark chery içme gafletinde bulunduysanız bir müddet yerinizden kalkamamanız olasıdır :)

Bu hamur malzemesine fındık ya da ceviz eklerseniz brownie ; damla çikolata eklerseniz de çok çikolatalı muffin tadına ulaşıyorsunuz.

Miktarını vereceğim ölçülerle ben yuvarlak kalıpla bir , muffin kalıplarıyla da iki kere pişirdim. Niye bu kadar çok yaptığımı sorarsanız, geçtiğimiz hafta içinde işyerinde erken yılbaşı kutlaması partisi için herkes bir şeyler yapıp götürmüştü ve ben de bunu yaptım.
İtiraf etmem gerekirse, biten tek şey benim bu kekim oldu herkes çok beğendi ve tarif istedi :)

Çok Çikolatalı Kek

Malzemeler :

4 yumurta

200 gram tereyağ

1.5 su bardağı tozşeker

1 su bardağı yoğurt

1 su bardağına yakın süt kreması

1.5 kg. karışık parça çikolata ( Ben evde olanları tüketmek istediğim için, kutuda tek parça halinde olanları kullandım. Erimeleri de kolay oldu bu şekilde )

1.5 su bardağı beyaz un

Yarım su bardağı sinangil kepekli un ( Böylelikle sinangil kolimden denediğim ilk ürün. Tıklarsanız resimdeki ikinci paket kepekli un.. )

1 paket vanilya

Yapılışı :

Tereyağ, az miktarda sıvı yağ ve çikolataları ateşte yakmadan eritiyoruz. Erimeye başlayınca alın çünkü kendi sıcağıyla erimeye devam edecektir.

Üzerine şekeri döküp karıştırın. Şeker eriyene dek mixerle çırpıyoruz. Karışımı soğumaya bırakıyoruz ki yumurtalar içinde pişmesin..

Karışım soğuyup hafif ılıdığında yumurtaları ekleyip çırpıyoruz. Yoğurdu, çiğ kremayı, ve sıvıyağdan kalanı ekleyip un ve vanilya karışımını da ekliyoruz. Karıştırdıktan sonra, yuvarlak kalıba ben yağlı kağıt serdim, karışımı boşaltıp 175 derecede pişirelim. İlk 20 dakika fırın ağzını hiç açmayalım.

Pişince böyle görünmeli. Üzerindeki kürdan testi denemelerimi görmezden gelin..


Ters çevirince de kalıbı, yazının en başındaki resim gibi görünmeli..

Önemli notlar :

* Kek pişince ortaya kürdan testi yaparsanız eğer tertemiz bir kürdan çıkmasını beklemeyin, o zaman kekimizin içinde hafif ıslaklık sağlayamayız.

* Bu kekin kıvamı çok koyu olmamalı, hamurunuz çok koyu olduysa biraz sıvıyağ ilavesi ile açabilirsiniz..
* Kek çok çok daha güzel şekillerde servis yapılabilir ama benim buraya yazı yazmaya bile neredeyse vaktim olmadığı için üzgünüm.. Ama eminim ki, sizler deneyip müthiş servisler yaparsınız.. Önemli olan tarif garanti olsun yeter..
Çok Çikolatalı Muffin


Ben artan hamura damla çikolata karıştırdım ve muffin kalıplarına boşalttım. 2 kalıpta buradan çıktı.. Çok bereketli bir hamur oldu anlayacağınız.. Çocuklar da bayılıyor bu lezzete, deneyin, tavsiyemdir ;)
Lezzetinden çatladı muffinler ve çay kahve yanında bol bol tüketildiler.
Afiyetler olsun..